Page
Archive for May 2008
Dr. Thomas (Tommy) Harold Flowers, İngiliz mühendis (22 Aralık 1905 – 28 Ekim 1998). II. Dünya Savaşı yıllarında Alman şifrelerinin çözümü için kullanılan dünyanın ilk programlanabilir dijital elektronik bilgisayarı olan Colossus‘un tasarımcısıdır.
Hayatı ve Çalışmaları
22 Aralık 1905 tarihinde Londra’da doğdu. Makine mühendisliği stajının ardından Londra Üniversitesinde Elektrik Mühendisliği okudu. 1926 Yılında İngiltere Posta Ofisinde elektronik iletişim alanında çalışmaya başladı. 1930 Yılında çalışmalarını Doris Hill’deki araştırma istasyonuna taşıdı.
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Bletchley Park’taki şifre çözümü çalışmalarına katılmak isteyen Flowers’a, Elektrik anahtarları ile çalışan bir analiz makinesi olan Heath Robinson makinesindeki sorunları çözmek üzere teklif yapıldı. Makinenin Elektrik anahtarları (Diyot Lambaları)
1943 yılında takılmış eski teknoloji elemanlardı ve sorunluydular. Bu sistemin sorunlarını çözmek yerine, yetkisinin dışına çıkarak sistemi yeniden tasarladı ve pogramlanabilir özellikleri ile çok daha hızlı bir makine olan Colossus’u yarattı.
Colossus, matematik model olarak Boole cebiri üzerine kurgulanmıştı ve modern bilgisayarın atasıydı. Bir çok Colossus ikinci dünya savaşı sırasında İngiltere’de Alman Lorenz SZ 40/42 makinesinin şifrelerini çözmek üzere kullanıldı.
İkinci dünya savaşından sonra, savaş boyunca Bletchley Park’ta gösterdiği çabalarından dolayı kendisine Kraliyet Üstün Hizmet Madalyası verildi.
Thomas Flowers barış yıllarında tekrar İngiltere Posta Ofisi - Araştırma istasyonundaki görevine dönerek Anahtarlama bölümünün başına geçti. 1950 yılına kadar elektronik telefonları geliştirmek için uğraştı. 1964 yılında ise Standard Telephones and Cables Ltd. şirketinde ileri seviye geliştirme grubunun başına geçti. 1971 yılında emekli olana kadar bu görevde kaldı.
Bilgisayar bilimine büyük katkılar yapmış olan Dr. Thomas Harold Flowers 1998 yılında öldü.
Bugüne kadar bulunmuş ilk resimler, mağara duvarlarına çizilmiş hayvan resimleri, av sahneleri ve gene mağara duvarlarına basılmış el izleridir. Bunlar, insanoğlunun soyut düşünme yeteneğini bu dönemlerde bile geliştirmiş olduğunu ispatladıkları için ayrıca değer taşırlar.Teknoloji geliştikçe resim yapmakta kullanılan malzemeler de gelişmiş, bitki yağlarıyla elde edilen ve öylece kullanılan pigmentlerin yerini sentetik pigmentlerle yapılmış, sağlığa daha az zararlı, daha kalıcı, kullanımı daha kolay boyalar almıştır. Tarih boyunca duvarlara, taşa, tahtaya, deriye, metallere, kumaşlara, kanvasa, kağıda (ve çeşitlerine), cama, sentetik malzemelere resim yapılmıştır.
İçerik açısından bilinen ilk resim örneklerinin kötü ruhları uzak tutmak, bereket getirmek gibi dini inançlarla yapılmış oldukları tahmin edilir. Mısır, Çin ve Hindistan’da M.Ö. yapılmış resimler, gündelik hayatı betimlerler, hikayeler anlatırlar ve kılavuz nitelikleri taşırlar.
Batı resmi, milattan sonra dini konuları sembolik bir şekilde resmetmeye odaklanmıştır ancak figürler hareketsiz, kompozisyonlar ise kuralcıdır. Rönesanstan sonra dini konuların dışına çıkılmaya başlanmış, ressamlar eserlerine vermek istedikleri anlamlara göre nüanslar katmaya başlamışlardır. Rönesans ile canlanan ve doğayı inceleyerek, detaylı şekilde, olduğu gibi resmetme arzusu perspektif tekniğinin geliştirilmesine yol açmıştır. Leonardo da Vinci’nin anatomi analizleri eşsizdir.
İslam dini, Allah yaratılarını taklit etmeyi insanoğluna yasakladığı için İslami resimler 18. Yüzyılın ortalarına kadar, daha çok soyut desenler ve yazının şekillendirilmesi Hat sanatı, Ebru ve minyatür ile sınırlı kalmıştır.
1860-1869 döneminde, Paris’te Gerome’un öğrencisi olan Osman Hamdi Bey, ülkesine döndükten sonra gerçekleştirdiği yapıtlar ve Sanayii Nefise Mektebi’ni kurmasıyla birlikte, resim sanatı Doğu toplumlarında yaygınlaşmaya başlamıştır. Günümüzde, dünya resim tarihinin önemli bir parçası olarak kabul edilen pek çok Türk ressam bulunmaktadır.
1880′lerde, kimine göre Tonalizm, kimine göre Sembolizm akımlarıyla başlayan modern resim, konusunu avam insanda, onun gündelik yaşamında, psikolojisinde bulur. Kompozisyon, ışık, renk, çizgi, perspektif konularında konmus kurallari yıkma, özgürleşme arzusu öne çıkar.
1945′lerde ortaya çıkan Soyut Ekspresyonizm akımı ile resim sanatı, tamamen insanın iç dünyasına inerek somut dünyadan, kurallardan ve kalıplardan uzaklaşır; mutlak gerçeği arar, böyle bir şey olmadığına karar verir ve Fluxus akımından sonra kendini kavramsal sanata bırakır. Artık resim, sadece bir soru haline gelmiştir ve hemen hemen daima daha büyük bir bütünün ufak bir parçasını oluşturmaktadır (bkz. Enstalasyon).
Bugün, resmin (ve sanatın) öldüğü iddialarına rağmen günümüz yaşam şekline uygun bir “çok kültürlülük” egemenlik sürmektedir.
Grafik yöntemler
- İzleyicinin gözünü resim yüzeyinde dolaştırmak
- Kompozisyon ve elemanlarda denge sağlamak
- Pozitif-Negatif; tüm boşluğu gözönünde bulundurma
- Grafik araçlar
- Formların Geometrisi(küp-üçgen-kare-dikey çigi-yatay çizgi vb.)
- Bakış açısı (Lineer Perspektif, Espas, iki boyutluluk)
- Düz çizgiler/Eğriler
- Proporsiyon/diziliş ve plan
Kanada Buzulu Antarktika ‘nın güneyinde, Viktorialand’da küçük bir buzul. Buzul 77º 37′ güney paraleli ve 162º 59′ doğu meridyeni aralığında bulunur. Kanada Buzulu Commonwealth ve Loftus buzullarının da başladığı Mount McLennan dağının zirvesinin altında, 1900 m yükseklikte başlar. Kuzey batı istikametinden gelerek Fryxell Gölü ‘nün batısından Taylor Vadisi ‘ne akarak deniz seviyesine metreler kala sona erer. Küçük Hoare Gölü ‘nün doğu sınırını oluşturur.
Kanada Buzulu’nun, Sir Robert Falcon Scott yönetimindeki İngiliz Terra Nova bilimsel gezisi sırasında (1910- 1913) kartografisi yapılmıştır. Buzulun ismi, bu grubun üyesi olan ve bu bölgeyi inceleyen Kanadalı fizikçi
Charles Wright ‘dan gelir.
Bugüne kadar bulunmuş ilk resimler, mağara duvarlarına çizilmiş hayvan resimleri, av sahneleri ve gene mağara duvarlarına basılmış el izleridir. Bunlar, insanoğlunun soyut düşünme yeteneğini bu dönemlerde bile geliştirmiş olduğunu ispatladıkları için ayrıca değer taşırlar.Teknoloji geliştikçe resim yapmakta kullanılan malzemeler de gelişmiş, bitki yağlarıyla elde edilen ve öylece kullanılan pigmentlerin yerini sentetik pigmentlerle yapılmış, sağlığa daha az zararlı, daha kalıcı, kullanımı daha kolay boyalar almıştır. Tarih boyunca duvarlara, taşa, tahtaya, deriye, metallere, kumaşlara, kanvasa, kağıda (ve çeşitlerine), cama, sentetik malzemelere resim yapılmıştır.
İçerik açısından bilinen ilk resim örneklerinin kötü ruhları uzak tutmak, bereket getirmek gibi dini inançlarla yapılmış oldukları tahmin edilir. Mısır, Çin ve Hindistan’da M.Ö. yapılmış resimler, gündelik hayatı betimlerler, hikayeler anlatırlar ve kılavuz nitelikleri taşırlar.
Batı resmi, milattan sonra dini konuları sembolik bir şekilde resmetmeye odaklanmıştır ancak figürler hareketsiz, kompozisyonlar ise kuralcıdır. Rönesanstan sonra dini konuların dışına çıkılmaya başlanmış, ressamlar eserlerine vermek istedikleri anlamlara göre nüanslar katmaya başlamışlardır. Rönesans ile canlanan ve doğayı inceleyerek, detaylı şekilde, olduğu gibi resmetme arzusu perspektif tekniğinin geliştirilmesine yol açmıştır. Leonardo da Vinci’nin anatomi analizleri eşsizdir.
İslam dini, Allah yaratılarını taklit etmeyi insanoğluna yasakladığı için İslami resimler 18. Yüzyılın ortalarına kadar, daha çok soyut desenler ve yazının şekillendirilmesi Hat sanatı, Ebru ve minyatür ile sınırlı kalmıştır.
1860-1869 döneminde, Paris’te Gerome’un öğrencisi olan Osman Hamdi Bey, ülkesine döndükten sonra gerçekleştirdiği yapıtlar ve Sanayii Nefise Mektebi’ni kurmasıyla birlikte, resim sanatı Doğu toplumlarında yaygınlaşmaya başlamıştır. Günümüzde, dünya resim tarihinin önemli bir parçası olarak kabul edilen pek çok Türk ressam bulunmaktadır.
1880′lerde, kimine göre Tonalizm, kimine göre Sembolizm akımlarıyla başlayan modern resim, konusunu avam insanda, onun gündelik yaşamında, psikolojisinde bulur. Kompozisyon, ışık, renk, çizgi, perspektif konularında konmus kurallari yıkma, özgürleşme arzusu öne çıkar.
1945′lerde ortaya çıkan Soyut Ekspresyonizm akımı ile resim sanatı, tamamen insanın iç dünyasına inerek somut dünyadan, kurallardan ve kalıplardan uzaklaşır; mutlak gerçeği arar, böyle bir şey olmadığına karar verir ve Fluxus akımından sonra kendini kavramsal sanata bırakır. Artık resim, sadece bir soru haline gelmiştir ve hemen hemen daima daha büyük bir bütünün ufak bir parçasını oluşturmaktadır (bkz. Enstalasyon).
Bugün, resmin (ve sanatın) öldüğü iddialarına rağmen günümüz yaşam şekline uygun bir “çok kültürlülük” egemenlik sürmektedir.
Grafik yöntemler
- İzleyicinin gözünü resim yüzeyinde dolaştırmak
- Kompozisyon ve elemanlarda denge sağlamak
- Pozitif-Negatif; tüm boşluğu gözönünde bulundurma
- Grafik araçlar
- Formların Geometrisi(küp-üçgen-kare-dikey çigi-yatay çizgi vb.)
- Bakış açısı (Lineer Perspektif, Espas, iki boyutluluk)
- Düz çizgiler/Eğriler
- Proporsiyon/diziliş ve plan
PNG, “Taşınabilir Ağ Grafiği” anlamındaki (Portable Network Graphics) ‘in kısaltmasıdır ve kayıpsız sıkıştırarak görüntü saklamak için kullanılan bir saklama biçimidir. PNG biçiminde paletli ya da gerçek renkte görüntüler seçimlik bir saydamlık kanalıyla saklanabilir.
Halihazırda GIF gibi kabul edilebilir başarımda ve yaygın bir kayıpsız sıkıştırma algoritması varken PNG’nin geliştirilmesini motive eden şey, Unisys’in GIF’de kullanılan LZW algoritması üstündeki patent hakkının ihlallerini takip edeceğini duyurması oldu. Gelişen ve yaygınlaşan donanım teknolojisiyle beraber GIF biçimi yetersiz kalmaya da başlamıştı. PNG, bir W3C tavsiyesi olarak 1.0 sürümüyle 1 Temmuz 1996′da yayımlandı. 1.1 ve 1.2 sürümleriyle yeni genişletmeler tanımlandı ve 1.2 sürümü küçük değişikliklerle ISO/IEC 15948:2003 adıyla bir ISO standardı oldu.
PNG’nin kabulü Unisys’in Ağustos 1999′da ticari olmayan veya özgür yazılım için telif ücretlerinden muaf LZW lisansını kaldırmasıyla daha da hızlandı.
Veri Sıkıştırma
GIF’deki patent sorunlu LZW yerine PNG’de zip, gzip ve türevlerince de kullanılan
LZ77 algoritması kullanılmaktadır. zlib gibi yaygın olarak kullanılan gerçeklemelerinin de bulunması bu seçimin bir nedeni olmuştur. Benzer ayarlar kullanıldığında, bu algoritma LZW’ye göre çok daha iyi sonuçlar vermektedir. Ancak, her iki algoritma da resmin iki boyutlu doğasını gözardı ederek, resimleri bir boyutlu veri akımları kabul edip sıkıştırdıklarından optimum kayıpsız iki boyutlu sıkıştırmadan uzaktırlar.
Renkler ve Saydamlık
GIF gibi PNG de paletli resimleri destekler, piksel başına 1, 2, 4 ya da 8 bitlik paletli resimler oluşturulabilir. Bunun dışında, gerçek renkli resimler için kanal başına 8 ya da 16 bit kullanılır. PNG gri ton ya da kırmızı, yeşil ve mavi renkli kanalların yanı sıra renk kanallarıyla aynı duyarlılıkta bir saydamlılık kanalı da destekler; GIF’de saydamlık bir renk değerinin saydam olarak işaretlenmesiyle elde ediliyordu.
Tarama ve Animasyon
PNG biçimi hareketli resimleri desteklemez. PNG tabanlı MNG ve APNG biçimleriyle (GIF stili) hareketli resimler desteklenmektedir, ancak bu biçimlerin ikisi de küçük kitleler tarafından kullanılmaktadır.
Uygulama Desteği
İçlerinde The GIMP, Adobe Photoshop, Microsoft Paint ve Apple iPhoto’nun da bulunduğu birçok program PNG biçiminde görüntü saklamayı desteklemektedir.
PNG biçiminde görüntü üretirken, görüntünün istenen kalite seviyesinin gerektirdiği en az renk derinliğinde saklanması gerektiği unutulmamalıdır, ör. siyah-beyaz bir çizimi 8-bit gri tonlamada saklamak dosya büyüklüğünü çok arttıracaktır. PNG görüntüyü üreten programın sakladığı meta verinin çokluğu da dosyanın şişmesinde bir etkendir. Çoğu programlar sadece program adı ve zaman bilgisi gibi şeyleri saklarken Macromedia Fireworks gibi programların ayrıntılı ve büyük miktarda veriyi PNG dosyalarında tuttuğu bilinmektedir.
Web Tarayıcı Desteği
Özgür yazılım olan tarayıcıların hemen hepsi libpng kullanarak PNG desteklerini gerçekledikleri halde sürüm 6 itibariyle Internet Explorer’ın tüm sürümleri tam PNG desteği vermemektedir. Internet Explorer 6, saydamlık kanallı PNG’leri desteklemezken, daha düşük sürümler bazı gri tonlamalı resimleri gösterememekte ve bazı resimlerle de çakılmaktadır. Bu nedenle PNG hala GIF’ saydam web görüntüleri alanında yerinden edememiştir. Internet Explorer 7 ile PNG’ye tam destek verilmektedir.
JPEG ve PNG
Fotoğraf ve fotoğraf benzeri resimlerde JPEG, PNG’ye göre çok daha küçük dosyaları küçük kalite kayıpları bedeliyle üretecektir. Ancak çizim ya da metin içeren resimlerde PNG çok daha iyi sonuç verecektir, çünkü bu tür resimler frekans domaininde kompakt biçimde gösterilemezler. JPEG ile sıkıştırıldıklarında bu resimlerdeki çizgi ve metinlerin etraflarında halkalanmalar görülür.
TIFF ve PNG
TIFF de patent problemli LZW algoritmasını kullanmaktadır. Web tarayıcılarının çoğu, genel kitlelerin kullanımı için çok detaylı olan TIFF formatını dahili olarak desteklememektedir. TIFF destekleyen uygulamaların büyük bir kısmı da standardın altkümelerini desteklediğinden uyum problemleri çıkabilmektedir. Ancak TIFF, CCITT Grup 4 gibi özelleşmiş algoritmalar sayesinde siyah-beyaz görüntüleri PNG’den daha iyi sıkıştırmaktadır.
Bornova Halk Oyunları Gençlik ve Spor Kulübü tarafından gerçekleştirilen ve ilk olarak 2002 yılında başlanan Halk Oyunları ve kültürel seyirlik oyunların sergilendiği şölen.
Şölen ilk olarak 2002 yılında dernek bünyesinde hazırlanmış olan ekiplerin gösteri yapması fikri ile başlamıştır. 2002 yılında Bornova Belediyesi’nden Ayfer Feray Açık Hava Tiyatrosu tahsis edilmiş ve ilk şölen düzenlenmiştir. 2003 ve 2004 yıllarında da Ayfer Feray Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenen gecelerin özelliği, amatör öğrenciler tarafından geçekleştirilmesidir. 2005′teki gösterilerde geleneksel türk düğün töreninin mizanseni gerçekleştirilmiştir. 2006 yılından itibaren şölen İzmir’in en büyük kapalı sanat salonu olan Kampüs Kültür Merkezi’ne taşınmış ve bu salonda sergilenmeye başlanmıştır.
İstatistikler
| Gerçekleştiğ Yıl |
Seyirci Sayısı |
Oyuncu Sayısı |
Yapıldığı Yer |
Gecenin Sıfatı
|
| 2002 |
550 |
118 |
Ayfer Feray A.H.T. |
Kuruluş Yılı
|
| 2003 |
550 |
132 |
Ayfer Feray A.H.T. |
Olgunlaşma Yılı
|
| 2004 |
550 |
138 |
Ayfer Feray A.H.T. |
Gelişim Yılı
|
| 2005 |
350 |
144 |
Uğur Mumcu K.S.M. |
Deneyim Yılı
|
| 2006 |
733 |
217 |
Kampüs Kültür Merkezi (MÖTBE) |
Kalite Yılı
|
| 2007 |
733 |
208 |
Kampüs Kültür Merkezi (MÖTBE) |
</table>
İlgili resimler
|
Herhangi bir malzemenin dielektrik katsayısı, boşluğun dielektrik katsayısına göre oranlanır ve ortaya çıkan yeni katsayıya bağıl dielektrik (yalıtkanlık) sabiti adı verilir.
Bağıl dielektrik sabiti tamamen deneysel olarak elde edilir. Aynı fiziksel koşullara sahip bir ortamda, aynı iki metal plaka arasına aynı uzaklık bırakılır. Plakalar arasına aynı gerilim uygulandığı zaman, öncelikle yalıtkan olarak vakum kullanıldığında aldığı kapasite bulunur, sonrasında yalıtkan olarak farklı bir malzeme kullanıldığında aldığı kapasiteyle oranlanır. Kısaca, vakumun yalıtkanlığı temel alınarak diğer malzemelerin yalıtkanlığı buna göre kıyaslanır. [1] EMO - Teknik Bilgiler İnternet Sitesi Bir yalıtkan malzeme bağıl dielektrik sabiti oranında, vakuma göre daha fazla yük depolar.
Notlar
Yıldız tipi motor, silindirleri bir daire merkezine karşı sıralanmış motorlara denir. Bu motor türünde tüm piston kolları tek biyel muylusuna (resimde piston kollarının bağlı olduğu ortadaki döner kısım) bağlı olarak çalışırlar. Yıldız tip motorlarda ateşleme aralığının düzgün olabilmesi için 4 zamanlıları tek sayıda 2 zamanlıları çift sayıda silindirli olarak yapılır. Bu tertip şeklinde beygir gücü başına düşen motor ağırlığı 2 kg civarındadır. Bu nedenle uçaklarda ve bazı deniz taşıtlarında rahatlıkla kullanılır.
İlk Türkçe manga ve anime dergisi. Derginin alt başlığı “Japon Animasyonu, çizgi romanı ve popüler kültürü dergisi” şeklindeydi. Derginin ismi, Japonca’da çizgi roman anlamına gelen manga ve çizgi film anlamına gelen anime kelimelerinin birleşiminden meydana geliyordu.
İstanbul’da Kiraz Çiçeği Yayıncılık tarafından yayınlanan derginin Sahibi Burak N. Aydın, Editörü Bülent Tellan’dı. Derginin Yazı Kurulunda ayrıca Onur Alparslan, Güneş Varel, Mustafa Özbiçer, Mutlu Binark ve Sadi Konuralp yer alıyordu.
Türkiye’de Anime ve manga tutkunlarına hitap eden derginin ilk sayısı Haziran 2003 tarihinde yayınlandı İlk sayının dosya konusu Spirited Away olan 48 siyah/beyaz sayfa ve renkli kapaktan oluşan derginin
diğer konu başlıkları ise şöyle: haberler, mecha garage, anime ve müzik, anime ve mangada sansür, Kore mangaları…
Derginin ikinci sayısı 2003 yılı Kasım ayında yayınlandı. Derginin ikinci sayısında oldukça detaylı bir şekilde hazırlanmış Neon Genesis Evangelion tanıtımı, “Çıplak Ayaklı Gen (Barefoot Gen)” üzerine bir analiz, Clamp incelemesi, Lone Wolf & Cub incelemesi ve fansublar gibi birçok konu yer alıyordu.
mangAnime dergisi telif haklarında yaşanan sorunlar yüzünden 2. sayısının ardından yayıncıları tarafından kapatıldı. derginin yazı kurulundan Onur Alparslan derginin kapanışı ile ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştı:
“mangAnime dergisi tamamen kapanmıştır. Derginin kapanmasında diğer bir büyük etken Türkiye’dekinden çok farklı olan Japonya’nın telif hakları yasalarının çıkarmış olduğu ciddi sorunlar oldu. Japonya’daki telif yasalara göre dergide kullanılan her bir anime veya manga resmi için animenin veya manganın lisans sahibi olan şirketten ayrı bir yazılı izin (mesela dergide 40 resim varsa 40 ayrı izin) almak gerekmekte ve antlaşmalara göre bu yasalar Türkiye’yi de bağlıyor. Türkiye’deki lisans sahibi şirketlerden izin almada herhangi bir sorun olmamasına karşın maalesef Türkiye’de çok az sayıda anime’nin lisans temsilcisi bulunmakta. Bu kadar az sayıdaki anime ile 52 sayfalık sürekli yayınlanacak bir dergide maalesef doyurucu bir içeriğe sahip olmak imkansız. Bu nedenle Türkiye’de temsilcisi olmayan diğer anime ve manga’ların lisans sahibi şirketlerine ulaşmak için ciddi bir çalışma yürütüldü. Şirketlerle bağlantı kurulmaya çalışıldı. Ayrıca Japonya’nın Türkiye’deki resmi ve ticari temsilcilikleriye görüşmeler yapıldı. Maalesef şirketlerin hiçbiri yanıt vermedi. Japonya’nın Türkiye’deki resmi ve ticari temsilcilikleri de maalesef yardımcı olamadılar. Ayrıca görüştüğümüz temsilciler Japonya’daki telif yasalarına göre dergi yazarlarına şirketlerin Japonya’da dava açılabileceğini, şirketlerin bunu yapmaktan çekinmediklerini ve bunun ciddi sorunlar doğurabileceği belirttiler. Japonya’daki şirketlerden yanıt almanın çok zor olduğunu, başarılsa dahi Türkiye’den böyle bir derginin tek bir sayısındaki resimler için yazılı izinleri almanın bile en az 1 sene süreceğini belirttiler. Son olarak, Ankara’daki Japonya Büyükelçiliği yetkileri dergideki tüm resimler için yazılı izin alınıncaya kadar derginin durdurulması konusunda çok ciddi bir uyarıda bulundu. Sonuç olarak derginin yeni sayısı tamamen basıma hazır olmasına rağmen basılamadı. Verilen çabalar sonuç vermedi ve maalesef dergi kapandı.”
Sumō (Japonca 相樸, ve ya 大相撲 Ōzumō) Japonya’da çok eski tarihe dayanan ve birçok adete ve töreye dayanan geleneksel bir güreş türüdür. Japoncadaki sumō, sumafu sözcüğünden gelmektedir ve bu “kendini savunmak” anlamına gelir. Bir Sumo güreşcisine Sumōtori denir.
Güreşenlerin hedefi rakibin, yarışma alanı olan kum havuzundan ya da bir saman-halatı ile işaretlenmiş halkadan dışarıya çıkmasını ya da dengesini bozup yere düşmesini sağlamaktır. Güreşçiler yere ayak tabanı dışında herhangi bir yerleriyle dokunduklarında maçı kaybetmiş sayılırlar. Bir karşılaşma genelde sadece birkaç saniye sürer. Her turnuvada yüzlerce karşılaşma yapılmaktadır. Ayrıca bu karşılaşmaların aralarında dinsel ve geleneksel görevler yerine getirilir.kişiler otuz veya kırk yaşlarına kadar yaşayabiliyor.
Dış bağlantılar
Banzuke Yarışma görüntüleri ve tarihi resimler.